Ersin Faikzade Haberler
Dünyayı sesiyle yıkan Türk ''ERSIN FAIKZADE''

 

Dünyayı sesiyle yıkan Türk


Ersin Faikzade, Türkiye’den çok dünyada tanınan önemli bir Türk tenor. Genç yaşına rağmen hayatına büyük başarılar sığdırmayı başaran Faikzade, dünyaca ünlü sanatçılarla yaptığı düetler ve uluslararası sosyal projelerde aldığı görevlerle ‘Türklerin elmas çocuğu’ olarak biliniyor. Faikzade, başarısını Türkiye’de duyuramamaktan şikâyetçi.
14 HAZİRAN 2015

YENİ ŞAFAK
 
Türkiye'de belki yeterince tanınmıyor ama çok az insana nasip olacak olağanüstü bir başarı hikâyesine sahip Ersin Faikzade. Hikâyesi devam ediyor çünkü yaptıklarına kıyasla oldukça genç denebilecek bir yaşta henüz. Selanik göçmeni bir anne ve İran asıllı bir babanın oğlu olarak 1982 yılında İzmir'de dünyaya gelen Faikzade küçük yaşlarda ilgi duyduğu müziğe, Avni Anıl'la tanışmasından sonra eğitim alarak devam etmiş ve bugün Türkiye'nin sayılı tenorları arasına girmeyi başarmış bir yetenek. Dünyanın çok sayıda ülkesinde tanınan bir Türk o. O ülkeler arasında ne yazık ki Türkiye yok.

ANNE VE BABASININ AŞKI

Ersin Faikzade'yi, 'Çocuklar şahitlik ettiklerine benzer' cümlesinin en somut hali olarak görebiliriz. Aslında hikâyesi, derin bir aşka şahitlik etmesi ve çocukluğunu o aşkın yanı başında geçirmesiyle başlıyor. Mesela beş yaşındayken hatırladığı olay annesi Zekiye Hanım'ın MS hastalığına yakalanması üzerine babası Ethem Faikzade onu hastaneye yatırmayıp evde kendisinin baktığı. Hatta babası Ethem Faikzade, MS hastası olan eşiyle birlikte 25 yıl bakıcı bile kabul etmeden, 'eşimin yapamadıklarını ben de yapmam' diyerek bir odada ömür geçirmiş. “Zekiye ile Ethem'in aşkına şahitlik ederek büyüdüm” diyor Faikzade. “Bir adam düşünün ki sevdiği kadını, kıpırdayamadığı hasta yatağında çeyrek yüzyıl bakıyor” diye devam ediyor sözlerine. Kendisi de annesinin hastalığıyla birlikte hayatını hastalara ve yardıma ihtiyacı olanlara adamış. Tutkuyla bağlı olduğu müzik ve bir görev olarak gördüğü yardım projelerinin arasında geçen serüveni işte böyle başlamış.

'ÇOK GÜÇLÜ SESİN VAR'

Müzik dersi almaya başlayınca ilk hocası Avni Anıl'ın 'çok güçlü bir sesin var, diyaframın açılır, Türk sanat müziği söylersen tüm dünya seni tanır' demesi üzerine İngiltere'de müzik eğitimine başladığını söyleyen Faikzade, şimdilerde Türk sanat müziğinin önemli parçalarını opera şeklinde söylüyor. “Dünyadaki tenorları bilirsiniz, kilolu ve uzun boylu insanlardır. Diyaframdan o sesi çıkarabilmek için öyle büyük bir bünyeye ihtiyaç var. Beni görüyorsunuz öyle değilim, bu açıdan farklı bir yerde duruyorum” diyen Ersin Faikzade, üniversite eğitimi için yolunu tuttuğu İngiltere'de Prenses Diana'nın vakfında sosyal farkındalık projelerinin içinde de yer almış.

OTİSTİK ÇOCUKLARLA 12 AY

2004-2008 yılları arasında yaşamını İngiltere'de sürdüren Faikzade, bir yandan eğitimini sürdürmüş bir yandan da çeşitli sosyal farkındalık projelerinde gönüllü olarak bulunmuş. Engellilerin hayata daha aktif katılımını amaçlayan projelerde yer alan Faikzade, bu amaçla Galler'de tam on iki ay boyunca otistik çocuklar ve Down Sendromlularla birlikte yaşamış. “Farklı bir tecrübeydi, gerçek hayata aslında orada başladım” diyor.

DÜNYAYA İLHAM VERDİ

Dünyanın farklı bölgelerinde yaptığı insani yardım çalışmaları kapsamında 2009 yılında İnsan Hakları Örgütü tarafından 'Dünya İyi Niyet Elçisi' ilan edilen sanatçının saygın kuruluşlardan aldığı ödüller saymakla bitecek gibi değil. 2013'te Pakistan'da verdiği Barış Konseri sonrası, devlet töreniyle fahri diplomat ilan edilen Faikzade, 2014 yılında da BM İnsan Hakları Merkezi tarafından 'Dünyaya İlham Veren Kişilik' ilan edilmiş. Amerikalıların 'Türklerin elmas çocuğu' dediği Faikzade'ye Prenses Diana Vakfı tarafından 2006 yılında Gal Nişanı takdim edilmiş. Aslına genç sanatçının bu zamana kadar aldığı ödüller ve nişanlar küçük bir koleksiyon hacmine çoktan ulaşmış bile. Paraguay, Arjantin, Şili, İtalya, İran, Pakistan, İngiltere ve İspanya'da çok sayıda şeref madalyası ve nişan almış. Hatta Kanada British Coloumbia Üniversitesi'nde hakkında tez bile hazırlanmış.

Sattar düeti Amerika'yı

Ersin Faikzade'nin Türkiye'de az da olsa tanınmasının yolunu dünyaca ünlü İranlı sanatçı Sattar açmış. Sattar ile Los Angeles'da Türkçe ve Farsça yaptıkları düet sonrası Amerika'da müzik listelerinde uzun süre üst basamaklarda kalan Simin Bari şarkısı, Faikzade'nin Amerika'da tanınmasının önünü açmış. Aynı şekilde bir diğer ses getiren düet ise Şili'nin ünlü sesi Giovanni Gellona ile birlikte Santiago'da Fiesta şarkısına yaptıkları İspanyolca-Türkçe düet.

Hasta anneden şükür duası

“Başkası için yaşamayan insanlar, aslında kendileri için de yaşayamıyorlar. Her şeyden önce hayatı kaçırıyorlar” diyen Faikzade, bir insana yardımcı olmanın bir tohum ekmenin güzelliğine eş değer olduğunu söylüyor. Vefat tarihine kadar yirmi yıl yatalak olan annesine hizmet eden Faikzade, “ben yıllarca eldiven bile kullanmadım, annemin her ihtiyacını gördüm, her temizliğini yaptım. O beni büyütürken eldivenle mi dokunuyordu bana? Ben anneme hizmet ettiğim yıllarda onun gözlerindeki şükür ifadesi beni güçlü tutuyordu” diyor.

Türkiye'de ünlü olmak için bar çıkışında yakanmak lazım

Az sayıda da olsa Türkiye'de de konser veren Faikzade, Türkiye'de tanınmadığı için bazen konserlerinin kolaylıkla iptal edilebildiğini söylüyor. Tüm dünyada çok sayıda ülke tarafından ödül ve nişanlara layık görülen Faikzade, Türkiye'de tanınmamasının sebebini de popüler kültürle açıklıyor. “Herhangi bir mankenle bir bar çıkışında yakalanmanız gerekiyor burada tanınmak için. Sanatçısıysanız böyle şeyler bekleniyor sizden, başka türlüsü zor” diyor.

Dünyaca ünlü çok sayıda sanatçıyla düet yapan Faikzade, yurt dışındaki başarısını Türkiye'ye taşıyamadığından yakınıyor. İsim vermek istemiyor ama Türkiye'de varlıklarını sürdüren yurt dışı uzantıları olan çok sayıda klüp, loca ve derneğin ısrarlı takiplerinin baskısında olduğunu söylüyor. Buna karşın Türkiye'deki belediyelerin ve organizatörlerin ilgisizliğinden yakınıyor. Ersin Faikzade, “Başarımı kendi ülkemde duyuramamak üzücü” diyor.

2011'de Roma'da konser sonrası davet edildiği Sicilya'da götürüldüğü ve yüzyıllar önce Müslüman akıncıları tarafından fethedilen eski bir sanat galerisinde Türk sanat müziği okuduğunu söyleyen Faikzade, galerinin daha sonra restore edilmeyip 'Sicilya Türk izleri' diye çocuklarına göstermek için o haliyle bıraktıkları bir mekân olduğunu söylüyor. Aldığı sahne sonrası performansının İtalyan gazetelerine 'Türkler o zaman da burayı yıkmıştı, şimdi de bir Türk yıktı' sözleriyle yansıdığını anlatıyor. O salonda Çile Bülbülüm'ü dört defa arka arkaya okuyan Faikzade, “Daha sonra bana İtalyanlara Allah dedirten tenor demeye başladılar” diyor.

Haberi sitesinde okumak icin

http://m.yenisafak.com.tr/pazar/dunyayi-sesiyle-yikan-turk-2165950